| Yazar |
Mesaj |
UguG
Kayıp Sokak Prensi:p


Kayıt: 27 Şub 2005
Mesajlar: 3355
Nerden: Ankara
|
Tarih:
Cmt Ksm 05, 2005 9:46 pm |
  |
AŞK
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
Cemal Süreya |
_________________ değişik bir şeyler oku ?
-> alternatif blog: iksdf.com |
|
        |
 |
AreYouCarettas?
Sokak Sakini


Kayıt: 23 Ekm 2005
Mesajlar: 69
Nerden: ankara
|
Tarih:
Pzr Ksm 06, 2005 12:17 am |
  |
olimpos anılarımı canlandırdın...
mükemmel bi şiir.. |
|
|
    |
 |
tabula rasa
Sokak'tan Biri

Kayıt: 23 Ağu 2006
Mesajlar: 192
Nerden: izmir
|
Tarih:
Çrş Ağu 23, 2006 5:39 am |
  |
DUVARA ASTIĞIM (4085 Hit)
Ölünceye kadar beni bekleyecekmiş,
Sersem.
Ben seni beklerken ölmem ki..
Beklersem.
ÖZDEMİR ASAF
aşk böyle bişey işte:) |
_________________ KORUYUCULARDAN KİM KORUYACAK????? |
|
    |
 |
JusT_In@
Dost


Kayıt: 13 May 2006
Mesajlar: 518
Nerden: IzmIR@
|
Tarih:
Prş Ağu 31, 2006 3:06 pm |
  |
Ayrılık Havası
Ben nefret eyledim sizin gerçekten
Yalanı severim, yalanı gayri
Tiksindim bülbülden, gülden çiçekten
Yılanı severim, yılanı gayri
Yıllarca boş yere canımı sıktım
Nihayet yol buldum çığırdan çıktım
Beyden efendiden sayından bıktım
Ulanı severim ulanı gayri
Sapıtmış bu diye beni yeriniz
Hakkımda bin türlü hüküm veriniz
Omuzumda yüktür dirileriniz
Öleni severim öleni gayrı
abdurrahim karakoç |
_________________ Ölümün çaresi bulundu!
Sahibi kimse gelsin alsın |
|
    |
 |
JusT_In@
Dost


Kayıt: 13 May 2006
Mesajlar: 518
Nerden: IzmIR@
|
Tarih:
Cum Ekm 06, 2006 6:41 am |
  |
ÖZLETİYOR SENİ BU YAĞMURLAR
Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle
Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün
Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları
Tarih de kekemeleşiyor bazan
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini
Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir
Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan
Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun
AHMET TELLİ |
_________________ Ölümün çaresi bulundu!
Sahibi kimse gelsin alsın |
|
    |
 |
koraysz
Geçen Biri

Kayıt: 31 Oca 2007
Mesajlar: 1
Nerden: adana
|
Tarih:
Çrş Oca 31, 2007 1:39 am |
  |
İlkyaz Gibi
İlkyaz kendiliğinden
Sana hiç sormadan gelir
Dokunsan uçar gider
Az önce buradaydı
Bir kelebeğin kanadında
Bir demet çiçek gibi
Dalın üstündeydi gördüm
Bir yapraktan süzüldü
Dağıldı suyun parlak yüzünde
Sonra yayıldı yere
Az önce buradaydı
Aşk da ilkyaz gibidir
Yaşadığın yerde vardır
Aradığın yerde yok.....
benim içinde aşk böyle işte.............. |
|
|
  |
 |
sinner
Yardımcı

Kayıt: 08 Ağu 2006
Mesajlar: 2527
Nerden: ankara
|
Tarih:
Çrş Oca 31, 2007 11:13 pm |
  |
süper |
_________________ bir sonbahar kadar yalnız; bir kış kadar savunmasız; ya da ilkbaharsan, yolun başındaysan; asla vazgeçme... |
|
  |
 |
nisan
Geçen Biri

Kayıt: 07 Hzr 2007
Mesajlar: 3
|
Tarih:
Prş Hzr 07, 2007 11:44 am |
  |
Toparlama
pazartesi sabahları otelde, hasta, kira
parası yok, ve aç, aylardır aç, ve
bir sonraki şişeydi tek kaygımız,
zirveydi, Tanrı'ydı.
iş bulur
bir-iki hatta üç-dört gün
çalışırdım
ama kalkıp işe gidemeyeceğim gün
gelirdi
ve bazen hemen öderlerdi paramı
ama korkunç bir bekleyiş olurdu genellikle,
otel idaresini oyalamak zorunda kalırdık, her gece
iki-üç kez otel odamızı arayıp şarkıları,
küfürleri, kırılan eşya gürültüsünü
lütfen
kesmemizi isteyen otel
idaresini.
pazartesi sabahlarının keyfine doyum olmazdı ama,
bir ninni
ve 11.30 gibi kalkıp aşağı iner,
çöp bidonlarını karıştırır,
iki pazar gazetesini de bulup
yukarı çıkardım ve yatakta
beraber okurduk; karikatürleri, dünya haberlerini,
seyahat ve eğlence bölümlerini, küçük ilanlar ve
eleman aranıyor sayfaları dışında
herşeyi...
birbirimizden güç alıyorduk sanırım -
hiçbir şeyi umursamamak gibi bir
eğilimi vardı ve
onun yolundan gittim
ben de.
sabah gazetelerinden sonra sokağa çıkardık,
ne çifttik ama! sigarasının etrafında öksürüp duran o
ve taranmamış saçlarımla
bir iç ve
dış alemde yitmiş
ben.
çalacak kapılar bulurduk: kaçık Rus mesela, şansı
yaver giderdi bazen, veya arada sırada hala iş bulabilen
bir mankenle yaşayan Tek Diş Lily - içki kıyağı
çekerlerdi bazen; veya barodan atılmış avukat
Eddie.
bir yerden içki gelirdi mutlaka, birileri dört ayak
üstüne düşerdi mutlaka, ve biz nasıl onlara
gidersek,
onlar da bize gelirler
bizi bulurlardı.
ve içecek neyimiz varsa paylaşırdık
onlarla.
ve anlatacak bir şeyler olurdu hep, kodese girip çıkmak
veya ölenlere dair daha çok: "hep girişteki
tabureye oturup o iğrenç puroları içen yüzü yanık
adamı anımsıyor musunuz? işte o artık..."
bir yerde oturup konuşurduk, genellikle
Pazartesi sabahları: "Marty üç gün
üç gece eve uğramamış ve kapıyı
açtığında Edna iskemlede oturuyormuş,
kaskatı,
öleli iki gün olmuştu,
herhalde..."
bilmiyorum, iyi zamanlardı sanki, güneş
sıcak ve sürekliydi ve en iyisi
gecelerdi, karanlık ve ilginç geceler,
çünkü içki etkisini göstermiş olurdu
ve dünya
katlanılabilirdi
neredeyse.
yine de, tuhaftır, en iyi pazartesileri anımsıyorum, herkesin
iş-haftasına başladığı günü, sanayi düşüne takılmışlardı,
artık gerekli olmadıklarında
onları tükürecek bir sanayinin
düşüne
biz kendimizi tükürmüştük bile, düşlere
inanmayarak korkunç patronlarla bağlarımızı
koparmıştık, özgürlüğe çok yakındık, pazartesi
milyoneriydik ve asla kaybedemiyeceğimiz
bir şeydi bu.
o ufacık odada oturup güler,
konuşur, boğulur ve içerken
birkaçımız
beraber -
mükemmele yakın, tam değil ama
neredeyse bilerek herşeyi ziyan ettiğimizi - bizi
yaratandan neredeyse daha
öfkeli -
yaptık
yaptığımızı
Charles Bukowski
Çeviri: Avi Pardo |
|
|
  |
 |
UguG
Kayıp Sokak Prensi:p


Kayıt: 27 Şub 2005
Mesajlar: 3355
Nerden: Ankara
|
Tarih:
Cum Hzr 08, 2007 1:47 pm |
  |
aşk şiirden ibaret buradaki yorumlara bakarsak
 |
_________________ değişik bir şeyler oku ?
-> alternatif blog: iksdf.com |
|
        |
 |
|
|
|
|
Sonraki başlık
Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
Tüm hakları saklıdır. KayipSokak © 2003-2007
Bu sitede PhpBB Group tarafından hazırlanmış GNU-GPL lisanslı bir sistem kullanılmaktadır.
Kayıp Sokak'ta bulunan bütün içeriğin sorumluluğu, siteye yazanına aittir.
Bu konuda Kayıp Sokak, sponsorlar ve sunucu sahibi herhangi bir sorumluluğu üstlenmemektedir.
| |